Gizem Arar - Kral Mezarı

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Define Avcıları mı Dediniz?

Gizem anne babasıyla hem arkeolog kuzeni Zeynep Ablasını görmek hem de kazıyı gezmek için Bergama’ya gelmişti. Bergama inanılmaz bir yerdi! Gizem’in içi kıpır kıpırdı! Evet, antik kalıntılarıyla, küçük, bozulmamış tarihî evleri ve doğasıyla Bergama güzel bir yerdi. Ama Gizem’i buraya çeken başka bir şey daha vardı sanki. Çözülmeyi bekleyen bir gizem, Gizem’i çağırıyor gibiydi. Annesiyle babası soyadları Arar olduğu halde Gizem adını vermişti ona. Bu durumda nerede gizem varsa, arayıp bulacaktı tabii!

Kral mezarları, mumyalar, define avcıları eşliğinde Bergama antik kentinde geçen bu heyecanlı hikâyeyi soluk soluğa okurken meraklı Gizem’le de tanışacaksınız.

“Böyle yaz gecesi görmedim!” demişti bekçi İsmet Çavuş. Rüzgârın kazı alanından kaldırdığı tozlar tepede yılan gibi kıvrılıyor, korkunç bir uğultuyla dönüyormuş. Az sonra dev bir hortuma dönüşecekmiş gibi... Kazı evinde kalan arkeologlar günün yorgunluğundan derin uykudaymışlar ama İsmet Çavuş o gece nöbette olduğundan ayaktaymış. Ana girişteki kulübeden dışarı bakmış, bir haftada üçüncü kez vuran fırtınanın gücünü kestirmeye çalışmış.

“Öncekiler hiçbir şeydi valla...”

İnşallah denizlerde kimse yoktur, diye düşünmüş. Tam gözlerini pencereden ayırıp gazetesine dönecekmiş ki ortalık birden bembeyaz olmuş. “Vay namussuz!” diye fırlamış İsmet Çavuş. Şimşeğin saniye bile sürmeyen aydınlığında bir karaltı görmüş! Athena Tapınağı’nın orada, yere çömelmiş gibi duran bir siluet... Telsizi kaptığı gibi o sırada evinde horul horul uyuyan gündüz bekçisi Mehmet’i aramış.

“Memo! Memo! Kırmızı Alarm! Kırmızı Alarm! Tamam!”

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.