Yazılar, Yanıtlar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Şair, öykücü ve oyun yazarı Sabahattin Kudret Aksal, yayımlanan ilk şiir ve öyküsünden, oynanan ilk oyunundan ölümüne dek, şiir, tiyatro ve edebiyat üzerine düşünmeyi ve yazmayı da sürdürdü. Şiirlerindeki, oyun ve öykülerindeki gibi denemelerinde de yalın ve aydınlıktı. Yazılarında, felsefeci yanının getirdiği akıl, mantık ve bilinçli arayışlarla sanatçı yanının getirdiği kıvamında bir duygululuğu tam dozunda harmanlayan bir yazar oldu hep.

Aksal’ın yazı ve söyleşilerini topladığımız ilk kitap olan Denemeler, Konuşmalar’ın arka kapağındaki bu sözler, “Yazılar, Yanıtlar” için de geçerli. Yine Arif Yılmaz’ın derleyip hazırladığı bu kitap, Aksal’ın 1939 yılında birlikte yayımlanan ilk iki yazısından (“Bitaraf Münekkit” ve “İki Mizah”) 1992’de Füsun Akatlı’nın Muhsin Ertuğrul üzerine sorularına verdiği yanıtlara kadar, deneme, eleştiri, söyleşi, röportaj, anket ve anı gibi değişik türlerde yazılardan oluşuyor.

Bir söz ve susku ustasından, şiir, edebiyat, tiyatro ve sinemanın ışığında, şiire, edebiyata, tiyatroya ve sinemaya bakışlar...

Bitaraf Münekkit 

Bitaraf münekkit... ne demektir? 
Ya sanata ait hiçbir fikri olmayan veya fikirlerini, telakkilerini bir tarafa koyarak eserler üzerinde telakkisiz ve fikirsiz hüküm veren bir garibe... 

“Bitarafım” diyen münekkit ve “Münekkit bitaraf olmalıdır” diyen kari kadar kim merhamete şayandır. Her eserin şartları ve hususi halleri içinde konuşulmasını istemek, münekkidin ve hatta edebiyat tarihçisinin şahsiyetini olduğu gibi inkârdır. Her insan gibi münekkidin de bir mektebe, bir görüşe meyli vardır ve onlara bağlıdır. 

Sanat ve fikir gibi yüzde yüz olarak ferdiyet ve şuurla alakalı meselelerde ferdiyet ve şuurun rolünü ikinci dereceye atmak...

Bir şehir halkı tasavvur edin ki eşyaya, içtimai müesseselere ve insanlara ancak ve ancak şeniyet hükümleri vermek kabiliyetindedir. Orada taş siyah; tiyatro, cami büyük; fertler ise şu ve bu boydadır. Kaynağı bizzat şuur ve şahsiyet olan kıymet hükmünden nasibini almayan bu şehir halkı her türlü vakıanın karşısında sonsuz olarak bitaraftır. Münekkit ve edebiyat tarihçisinden de bitaraflık istemek ondan ancak bir sanat eserini dar ve muayyen kalıplardan birine ithal etmesini ve kaba ölçüde, vasıflarını söylemesini talep etmektir. Telakkilerinden feragat ederek hüküm vermesini düşünmek şahsiyetin teşekkülünde kültürün, estetik görüşlerin ferdi bir örgü içinde anlaşılmasından tam bir habersizliktir.

Her görüşe kucak açmak, birtakım antitezleri nefsinde cemetmek, sellerin önüne geçmek, mahut tabiriyle bitaraflık...

Ya realitenin karşısında ona ferdiyetini giydirmek isteyen bir sanatkârın varlığını teşkil eden şuur nerede.

Sabahattin Kudret
“İnsan”, S. 8, 1 İkincikânun 1939, s. 683

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.